GÜLER SABANCI FRANSIZ "L'EXPRESS" DERGİSİ'NDE

14.07.2005

GÜLER SABANCI FRANSIZ “L’EXPRESS” DERGİSİ'NDE

Fransa’nın önde gelen dergilerinden “L’Express” Sabancı Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’yla yapılan röportaja geniş yer ayırdı.

Haberde bir yıldan biraz daha uzun bir süre önce, amcasının yerini alarak, ülkenin ikinci büyük grubunun başına geçen Güler Sabancı’nın 64 kuruluştan oluşan bu imparatorluğu uluslararası arenaya kabul ettirmek istediği anlatılıyor.

Sabancı Holding’in 2004 yılında 12 milyar dolar işlem hacmi kaydeden bir ulusal ekonomi dev olduğu anlatılan haberde “Sekiz ayrı dalda organize olmuş, bazıları yabancı ortaklarla işbirliği yapmış 64 kuruluşuyla, Toyota arabalardan IBM bilgisayarlara, Akbank'tan Philip Morris sigara paketlerine ve tabii tekstil, otomobil lastiği, kimya alanlardaki ürünleriyle Türklerin gündelik hayatını belirliyen ve üç nesilde inşa edilen bu imparatorluğa, elli yaşını henüz geçmiş, boğuk sesli, güler gözlü, dinç, her zaman acelesi olan bir kadın başkanlık ediyor. Türk dünyasında bir ilk sorgulanıyor.” ifadelerine yer veriliyor.

L’Express haberi şöyle devam ediyor; “Karizmatik Sakıp Sabancı'nın yeğeni olan ve vefatından sonra görevi devralan Güler Sabancı kendini Türkiye'nin en güçlü kadını olarak kanıtlayabilecek mi? Şüphesiz, Güler bu göreve tesadüfen gelmedi. Amcasını şirketlerde yirmi yedi yıl boyunca adım adım izledi. Uluslararası ortaklıklarda uzman haline geldi. Kuzenleri arasında koltuğu devralmaya aday erkekler de bulunuyordu. Ama amcası, sonuca ulaşmadaki kararlılığı ve makul düzeyde risk almayı bilmesi, mutlak ayakta kalma içgüdüsü nedeniyle bu kadını tercih etmişti.”

L'Express'e «Sakıp Amcam bana stratejik düşünmeyi ve yönetmeyi öğretti" diye açıklama yapan Güler Sabancı hakkında şu sözlere yer veriliyor; “Gerisini de hayat öğretir ona. Çocukluğu bir peri masalı sayılmaz. Gencecikken ayrılan ailesi tarafından terk edilir, ardından da babasını kaybeder. Sabancı efsanesini başlatan dedesi Hacı Ömer Sabancı'nın bakımına bırakılır. Türkiye'nin güneyindeki Adana'da pamuk ipliği fabrikasına ilk kez 3 yaşındayken adım atan Güler Sabancı «dedem bana üretime olan aşkını miras bıraktı.»der. Ama o günden sonra dünya ve Türkiye değişti. Önceki nesiller gümrük bariyerleri ardında servetlerini inşa ettilerse de, bu sınırlar globalleşmeyle birlikte ortadan kalktı. Çabuk hareket etmek gerekiyor. Güler bir yıl önce «Kimse ikinci Sakıp Sabancı olmamı beklemesin», dedi. Bugün bazı nostaljikler onun öncelikle bir yönetici gibi davranmasına kızıyor, zira aile kültürünü korumakla yetinmesini istiyorlar. Bunca eleştiri kararlılığını artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Katılımcı yönetimi geliştirmek istiyor. Yakın zamanlarda, gelecek on yıl için bir stratejik vizyon hazırlamak üzere 200 yöneticisini bir araya getirdi.  «Büyük bir grubuz ve öyle kalacağız" diyor Güler Sabancı, "ama değişen ekonomik evrene uyum sağlama kapasitesine sahip, esnek bir yapıyı koruyarak, etkinliklerimizi merkezde toplayacağız."

“Sabancı'nın yeni çağı başladı.”ifadesini kullanan haber; “Bazı aile üyelerinin ayrılması, yönetim kadrolarının yeniden yapılandırılması, Güler Sabancı'nın yalnızca mirası devralmakla yetinmeyeceğini kanıtladı. Amerikan DuPont sentetik lif fabrikalarının satın alınması grubun ulusal pazarla yetinmeyeceğini gösterdi. Ve Carrefour ile ortaklığıyla, Türk perakende pazarında 4 numara Gima'yı ezeli rakibi Koç'a rağmen satın alarak, ani fırsatları değerlendirmeyi bildiğini kanıtladı.” şeklinde devam ediyor.

Uluslararası elite özgü yaşam stili

L’express haberinde “Amerika Birleşik Devletleri'nde eğitim gören, gerçek bir sanat ve yarattığı Gülor şarap markasıyla kaliteli bir şarap tutkunu olan, her zaman işbaşındaki bu kadın yeni uluslararası elitin değerlerini ve yaşam stilini paylaşıyor. Tabii ki Türkiye'nin Avrupa'ya entegrasyonunu savunuyor. Buna hazırlanmak üzere, Avrupa Birliği'ne entegrasyon evresinin Sabancı Grubu için doğuracağı sonuçları ve fırsatları incelemekle görevli Türk ve yabancı danışmanlardan oluşan bir birim kurdu.

Hiç evlenmemiş olmasına rağmen, 6 yaşında bir "bebeği", yakından ilgilendiği Sabancı Üniversitesi var. Bu kurumda 2000 üniversiteli öğrenci, Amerikan modeliyle aldıkları eğitim esnasında, etkinliklerinde eksiksiz bir özgürlükten faydalanıyor. Üniversite Rektörü, Profesör Tosun Terzioğlu'na göre, Güler Sabancı «üniversitenin bir şirket gibi yönetilemeyeceğini biliyor».

Grup şirketlerinin birçoğunda olduğu gibi üniversitede de yönetici görevlerinden birçoğu kadınlar tarafından sağlanıyorsa da, Güler Sabancı kesinlikle feminist değil. Örneğin her türlü siyası kota düşüncesine karşı çıkıyor. İş hayatında zirveye ulaştıktan sonra, kadınların yalnızca başarıları ölçüsünde değerlendirilmesini istiyor...”