GÜLER SABANCI'YA BELÇİKA KRALİYET NİŞANI VERİLDİ

08.11.2007
-SABANCI, DUYGULARINI AA'YA ANLATTI:
 
-"(TERÖRİST FEHRİYE ERDAL KONUSUNDAKİ) KIRGINLIĞIMIZ BİR YANDA DURUYOR, AMA BU TARAFTA DA DOSTLAR VAR; EL UZATANLAR, HAKKIMIZI BİZİMLE BERABER ARAYANLAR VAR"
 
-"DOLAYISIYLA BUGÜN BURAYA GELMEK, DOSTLARLA OLMAK VE ONLARIN VERDİĞİ BU ÖDÜLÜ KABUL ETMEK BENİM İÇİN BİR ŞEREFTİR"
 
BRÜKSEL (A.A) - 08.11.2007 - Sabancı Holding Yönetim Başkanı Güler Sabancı'ya, Belçikalı Bekaert grubuyla BEKSA ortaklıklığının 20. yılını doldurması ve Türkiye-Belçika ekonomik işbirliğine yapmış olduğu katkılardan dolayı Kral II. Leopold Commander Nişanı verildi.
AB temasları çerçevesinde Brüksel'de bulunan Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in de katıldığı törende Sabancı'ya kraliyet nişanı, Belçika Senatosu Başkanı Armand De Decker tarafından takdim edildi.
 
Sabancı, burada yaptığı konuşmada, "ödülden büyük gurur duyduğunu" belirterek herkese teşekkür etti.
 
Belçika Senatosundaki nişan töreninde duygularını AA'ya anlatan Sabancı, "(Terörist Fehriye Erdal konusundaki) kırgınlığımız bir yanda duruyor, ama bu tarafta el uzatanlar, bizim hakkımızı bizimle beraber arayan dostlar var. Dolayısıyla o anlamda bugün buraya gelmek, dostlarla olmak ve onların verdiği bu ödülü kabul etmek benim için bir şereftir" dedi.
Bekaert grubuyla ortaklığa başladıkları 20 yıl önce yabancı ortağın Kortrick kentindeki tesislerinde "bazen güzel akşam yemekleri ve güzel şaraplarla, bazen de uzun saatler boyunca yemek yemeden sürekli çalışarak" BEKSA işbirliğini bugünlere taşıdıklarını anlatan Sabancı, "Bu ülkeyi seviyorum. Burada olmaktan ve Bekaert grubuyla ortaklığımızdan onur duyuyorum" dedi.
 
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Güler Sabancı, yabancı ortaklarıyla ilişkilerinin genelde ortaklık boyutunu aştığını ve büyük dostluklar geliştirdiklerini anlatarak, Bekaert-Sabancı işbirliğini buna örnek olarak gösterdi.
 
Güler Sabancı, ödülle ilgili düşüncelerini şöyle anlattı:
"Belçika Kralı, o günkü prens II. Albert, İstanbul'da Atlı Köşkte Sakıp Bey'e (Sabancı) Leopold II nişanını takmıştı. 20 sene sonra bu nişanın bana verilmiş olmasından kendim ve ailem adına gurur duyuyorum."
 
Güler Sabancı, "Bu süreçte Belçika hukuk sisteminde istenmeyen şeyler oldu. Bizi çok üzen, kırıldığımız olaylar oldu. Ancak öte yandan gerek ortaklığımız ve ortaklığımız dolayısıyla gelişmiş olan dostluğumuz, gerekse Belçika Parlamentosu, Senatosu başkan ve üyeleri, onların gösterdikleri yakınlık var. Burada o konudaki kırgınlığımız bir yanda duruyor, ama bu tarafta dostlar da var. El uzatanlar, bizim hakkımızı bizimle beraber arayanlar var. Dolayısıyla o anlamda bugün buraya gelmek, dostlarla olmak ve onların verdiği bu ödülü kabul etmek benim için bir şereftir" dedi.
 
-SENATO BAŞKANININ KONUŞMASI-
 
Belçika Senatosu Başkanı Armand De Decker de törende yaptığı konuşmada, Güler Sabancı'nın "kararlı ve cesur kariyerine" değindikten sonra özetle şunları söyledi:
"Belçika, ilişkilerin gelişmesine köprü olan çok önemli bir Türk diasporasının ikinci vatanıdır. Etkileşimleri artırarak, birbirine saygı duymanın en önemli tarafını oluşturan toplumlar arasındaki karşılıklı anlayışı geliştirdik. Sonuçta bugün, bence farklı düşünce ve deneyimlerden gelen insanların en ideal buluşma noktası olan Senato binamızda sizi ve değerli konuklarımızı ağırlamaktan mutluluk duyuyorum."
 
De Decker, konuşmasında Sabancı'nın sanat sevgisine ve yaşam öyküsüne ayrıntılı yer verirken, "Büyükbabanız, ulusal bir kahraman olan amcanız Sakıp Sabancı tarafından onlarca yıl yönetilen bir imparatorluğa hayat verdi. Sonra lastik şirketinin yönetimi size verildi ve liderliğinizde de dünya çapında bir şirket haline geldi. Amcanız, son isteklerinden biri olarak sizin Sabancı Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı olmanızı isteyerek cesur bir karar verdi. Çünkü Türkiye'de de tüm dünyada olduğu gibi böyle bir görev erkeklere verilir. Bence büyükbabanız ve amcanızın cesaretinin yanı sıra ileri görüşlülüğü ve açık sözlülüğü genetik olarak sizde de bulunuyor" diye konuştu.
 
Güler Sabancı'nın, bir ekonomik devin liderliğini almanın yanı sıra Türkiye'de modern kadının bayrağını taşıdığını belirten De Decker, "Bu bayrağı verdiğiniz isimlerden biri de kişisel ve kolektif gelişimin bir kaynağı olan Sabancı Üniversitesidir. Bu nedenle, bu büyük başarıdan dolayı gurur duyuyor olmalısınız" dedi.
 
Türkiye'de genç ve dinamik nüfusun önemine, Sabancı grubunun eğitime katkılarına değinen De Decker şöyle konuştu:
 
"Siz kararlılığıyla daha liberal ve insancıl bir dünya için umut ve inancı koruyan kadınlardan birisiniz. Ailenizin hayırsever faaliyetleri dedenizin tesiriyle başladı. Kendisi 'bu toprağın bize verdiklerini bu toprağın insanlarına geri vermenin doğal olduğunu' belirtmişti. Aynı hevesle bir yandan da kültürü desteklemektesiniz. Sanat koleksiyonunuz Le Louvre ve diğer prestijli müzelerle zengin bir değişim imkanı sağlamaktadır."
 
De Decker, Güler Sabancı'nın yabancı basında yer bulan demeçlerini ve "Türk kadını ülkenin gelişiminin öncüsü ve sivil hakların garantisi olacak", "Beş yılda Türk demokrasisi daha da güçlenecek. Avrupa'nın Çin'i olacağız" yolundaki sözlerini hatırlatarak, "bunların gerçekleşeceğine inandığını" belirtti.
 
Bekaert Yönetim Kurulu Başkanı Baron Paul Buysse ise Güler Sabancı'nın bu nişanı her şeyiyle hak ettiğini vurgulayarak, Beksa'nın doğuşunu ve bugün geldikleri noktayı anlattı.
Güler Sabancı'nın kurduğu köprüler, eğitim ve sanata katkıları, girişimciliği, başarılı kariyeri üzerinde durduktan sonra 1987'de başlayan Bekaert ile ortaklık sürecine değinen Baron Buysse, bu ortaklığın gelişim ve başarılarına işaret etti.
 
"Bu ortaklık Sabancı için bir ilkti ve bu başarının ardından Güler Sabancı büyük global şirketlerle sayıları 10'u bulan ortaklıklara girmiştir. Bu sırada Güler Sabancı, 2004'te 66 şirketten oluşan ve bankacılık, perakende, tekstil, enerji, çimento, kimya ve lastik alanlarında faaliyet gösteren aile şirketinin liderliğini almıştır" diyen Baron Buysse, bugün Sabancı Holding'in şirket sayısının 70 olduğunu, çeşitli ülkelerde 50 binin üzerinde çalışanın istihdam edildiğini, Türkiye'nin en büyük holdinglerinden birinin söz konusu olduğunu belirtti.
Baron Buysse, "müthiş ve heyecanlı bir girişimci" olarak nitelendirdiği Güler Sabancı'nın durmayacağını, amacının, grubun gelirlerini 2015'te üç katına çıkarmak olduğunu söyledi.
 
Sabancı ailesinin 1974 yılında kurduğu Sabancı Vakfına da değinen Baron, "Türkiye'nin en büyük hayırseverlik kurumu ve dünyanın da en büyüklerinden biri olan bu vakıf, Güler Sabancı'nın kalbine çok yakındır. Yaklaşık 30 yılı aşkın bir süredir bu vakıf, Türkiye çapında birçok geniş kapsamlı projeye destek vermiştir. Bunların arasında okullar, sağlık merkezleri, kültür merkezleri, spor merkezleri, kütüphaneler ve daha birçok farklı proje bulunmaktadır" dedi.
 
Sabancı Vakfının uluslararası organizasyonlarla ortak çalışmalarına işaret eden Baron Buysse, BM'nin kadınların ve kız çocuklarının haklarının korunması ve geliştirilmesini hedefleyen programını buna örnek gösterdi.
 
Baron Buysse, Güler Sabancı'nın sanatsal faaliyetlerine, Sabancı Müzesinin önemine de değindikten sonra, hobi olarak bir üzüm bağı işlettiğini ve kendi markası altında şarap ürettiğini hatırlattı.
 
Kral II. Leopold Commander Nişanının yüz yıl önce Belçika halkına övgüye değer katkıları ödüllendirmek için ihdas edildiğini hatırlatan Baron Buysse, Belçika'ya olan iş ve kişisel bağlarından ve Türkiye ile Belçika'yı yakınlaştırma çabalarından ötürü bu nişanı Güler Sabancı'nın hak ettiğini söyledi.