Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı'nın 2012 Yılı Değerlendirmesi

28.12.2012
  • SABANCI HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI GÜLER SABANCI'NIN, 2012 YILI DEĞERLENDİRMESİ...
  • GÜLER SABANCI’DAN “İKİ 6” FORMÜLÜ: “’ORTA VADEDE’ EKONOMİMİZİN İKİ TEMEL HEDEFİ EN AZ YÜZDE 6 BÜYÜME VE YÜZDE 6’NIN ALTINDA BİR CARİ AÇIK OLMALIDIR”
  • SABANCI HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI GÜLER SABANCI: “2013’TE AVRUPA BİRLİĞİ KONUSUNDA YENİ FIRSAT ÇIKIYOR. MUTLAKA DEĞERLENDİRMELİYİZ”
  • “TÜRKİYE’NİN 2023 HEDEFLERİNİ GERÇEKLEŞTİRMESİ, YENİ, SİVİL VE ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR ANAYASAYA BAĞLIDIR.”
  • “YENİ ANAYASA BU MECLİSİN EN ÖNEMLİ İMTİHANI OLACAKTIR”
  • “2012 YILINDA GERÇEKLEŞEN YÜZDE 3’LÜK BÜYÜME,  DÜNYADAKİ OLAĞANÜSTÜ KOŞULLAR GÖZ ÖNÜNDE TUTULDUĞUNDA, BAŞARI SAYILMALIDIR”
  • “2013 YILINDA BÜYÜMEYİ %4 BEKLİYORUZ”
  • “HÜKÜMETİN TÜRKİYE SANAYİSİNİ YENİDEN YAPILANDIRMA PROGRAMINI VE ÖZELLİKLE ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ POLİTİKASINI DESTEKLİYORUZ”
  • “SABANCI OLARAK İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ TÜM İŞLERDE LİDELİĞİ HEDEFLİYORUZ”
  • “SABANCI TOPLULUĞU İÇİN 2013 YILI, YENİDEN DAHA HIZLI BÜYÜMENIN BAŞLANGICI OLACAK”

121102 1-800x600Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Sabancı Topluluğu çalışanlarına yönelik olarak yeni yıl mesajı yayımladı.

Sabancı, mesajında 2012 yılını değerlendirirken, 2013 yılına ilişkin olarak beklentilerini dile getirdi. Güler Sabancı'nın mesajı şöyle:

Değerli Arkadaşlarım,

Dünya ekonomisi 2013 yılına ülkeler ve bölgeler arası etkileşimin arttığı, ekonomilerde dalgalanmaların giderek birbirine daha bağımlı olduğu bir ortam içinde giriyor.

Bir ara Çin, Hindistan, Brezilya gibi “gelişmekte olan ülkelerin” artık Amerika, Avrupa ve Japonya’daki koşullardan fazla etkilenmeyip, büyümelerini gelişmiş “eski” ülkelerden bağımsız olarak, aynı hızla devam ettirebileceklerini düşünenler olmuştu. Ancak geçirdiğimiz yıl bize dünya ekonomisinin, birbirine çok bağlı ulusal ve bölge ekonomilerinden oluştuğunu gösterdi.

Ülke ve bölgeler arası elbette önemli farklar var. Gelişmekte olan ülkeler uzun dönemde, demografik yapılarının ve teknolojiyi hızla adapte edebilmelerinin verdiği avantajla, gelişmiş ülkelere kıyasla daha hızlı büyümeye devam edecektir.

Ancak geçtiğimiz yıl gördük ki önemli bir bölge yavaşladığında, bu dış ticaret ve finans piyasaları kanalıyla yayılıyor ve küresel bir yavaşlamaya dönüşüyor. 2012 yılında Avrupa’da yavaşlama, kriz boyutuna vardı.  Japonya’da artık kronik hale gelmiş durağanlık devam etti.  Amerika Birleşik Devletleri’nin ekonomik performansı nispeten daha canlı, ama gene de kırılgan bir hal aldı.

İşte böyle bir ortamda, gelişmiş ülkelerin performansı gelişmekte olan, yükselen ülkeleri de direkt etkiledi. Geride bıraktığımız yılda çok hızlı büyüyen Çin’de büyüme 2 puan, Hindistan’daysa 3 puana yakın düştü. Brezilya’da büyüme 2012 yılında adeta durdu.

-“İKİ 6 FORMÜLÜ”-

Bu dış etkenlerden dolayı, Türkiye’nin ekonomik büyümesinin 2012 yılında, 2010 ve 2011 yıllarındaki olağanüstü performansına kıyasla ciddi biçimde yavaşladığını görüyoruz. Büyüme yüzde 3 civarında gerçekleşti.

Fakat her şeye rağmen, dünyadaki ve özellikle Avrupa’daki, olağanüstü ve belirsizliklerle dolu koşullar göz önünde tutulduğunda, bu rakam bile ekonomimiz için başarı sayılmalıdır.

Ekonomimizdeki bu yavaşlamayı bir taraftan dış koşullar, diğer taraftan da temkinli ekonomik politika tetiklemiştir. Ekonomi yönetimimizin etkin çalışmaları ve öngörüleri sonucu, gerçekten de ülkemizde makroekonomik istikrar korunmuş, cari açık endişeleri azalmış, Türkiye’nin kredi notu artmış ve enflasyon yavaşlamıştır.

Ekonomi yönetiminin açıkladığı Orta Vadeli Mali Planı özünde olumlu bulurken ülke olarak, yüzde 4-5 büyüme ile yetinmemeliyiz.

Her ne kadar 2013 büyüme beklentimiz %4 ise de, Türkiye’nin orta ve uzun vadede mutlaka en az yüzde 6 civarında bir büyümeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Önümüzdeki yıllarda, Türkiye ekonomisinin iki temel makro-ekonomik hedefi “yüzde 6’ya yakın bir büyüme” ve “yüzde 6’nın altında bir cari açık” olmalıdır. Buna “İki Altı” formülü de diyebiliriz.

Bunu orta ve uzun vadede gerçekleştirebilirsek, kalkınma, istikrar ve istihdam hedeflerimize hep bir arada ulaşabiliriz. Bunun için de Türkiye Sanayi Stratejisi Belgesi ve Eylem Planı ile ortaya konan; bilim ve teknolojiye verilen önem ve üniversite-sanayi işbirliğiyle yaratılmaya çalışılan ekosistemin çok faydalı olacağını düşünüyoruz.

Bu sayede, katma değeri yüksek, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı, inovasyon kültürünü içselleştirmiş, hem büyüme hem de cari açık için kalıcı bir çözüm olacak bir Türkiye Sanayisi yaratılabileceğine inanıyoruz.

-“ LİDERLİK HEDEFİMİZİ GÜÇLENDİRDİK”-

Biz de Sabancı Üniversitesi olarak üniversite-sanayi işbirliğinin, inovatif ve katma değer yaratan sonuçlar getireceğini bilerek çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.

Bunun yanında Türk özel sektörü, finansman gücünü artırırken, hem uzun vadeli sermaye getirmeli, hem de inovasyon ve teknoloji kültürünü geliştirecek ortaklıklar kurmalıdır.  Bugünlerde dünyada, düşük faiz ve düşük enflasyonun da gösterdiği gibi, ciddi bir kaynak sıkıntısı bulunmamaktadır. Ancak yararlı olan dış kaynak, uzun vadeli, ileri teknolojiyle birlikte gelen yatırım sermayesidir.

Biz de Sabancı Topluluğu olarak üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Bu sene, dünyanın en büyük ve en inovatif enerji şirketlerinden E.On’la Enerjisa’da ortaklık kurduk. Böylece Enerjisa’nın 5 bin megavat olan hedefini, 8 bin megavata çıkarttık. Liderlik hedefimizi güçlendirdik.

-“TÜRKİYE 50 YILDIR YATIRIM YAPTIĞI AVRUPA SÜRECİNİN MUTLAKA KARŞILIĞINI ALMAYA ÇALIŞMALIDIR”-

Değerli Arkadaşlar,

Avrupa Merkez Bankası başkanı Mario Draghi’nin geçen yaz “Euro’yu devam ettirmek için ne gerekiyorsa yapacağız; inanın, yaptıklarımız yeterli olacaktır” demesi Avrupa’daki kötü gidişi durdurabildi. Bu açıklama piyasalara küçümsenmeyecek güven verdi ve zorda olan ülkelerin borçlanma maliyetini, ölçülü de olsa, düşürebildi.

2013 yılının ikinci yarısına doğru Avrupa’nın krizi geçici olarak değil, temelli atlatması, hem güney ülkelerinde büyümeye dönük çok ciddi yapısal reformların gerçekleştirilebilmesine, hem de Avro-bölgesi çapında yeni bir kurumsal yapılanmanın başarılmasına bağlı. Kanaat önderleri, Avrupa’da yeni oluşacak bu kurumsal ve politik yapının sağlanması durumunda, “tek tip” bir Avrupa Birliği’nin yerine, ortaya “çok seviyeli” bir model çıkacağını konuşuyorlar.

Türkiye, kendi istek, arzu ve ihtiyaçlarımıza uygun bu yeni ve tam üyeliği içeren; fakat Avro-bölgesinin yöneldiği ölçüdeki egemenlik paylaşımının dışında kalan, İngiltere’ye veya belki İsveç’e benzeyen bir üyelikle, yeniden yapılandırılmış Avrupa Birliği’ne daha uygun ve kolay biçimde girmeyi tartışmalıdır.

Geçenlerde, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westervelle’nin açıklaması çok çarpıcıydı: “Yakın gelecekte, bizim Türkiye'ye olan ilgimiz, Türkiye'nin bize olan ilgisinden fazla olabilir”.

Bu da bize 2013’te Avrupa Birliği konusunda yeni bir dönemin başlayabileceğini gösteriyor. Türkiye bu fırsatı iyi değerlendirmeli, 50 yıldır tüm kişi, kurum ve kuruluşlarıyla çok önemli yatırım yaptığı Avrupa sürecinin mutlaka karşılığını almaya çalışmalıdır.

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci için çok önemli bir konu da, yeni anayasa konusudur. Bu ihtiyaç aslında Avrupa Birliği’nden bağımsız bir gereksinimdir: Türkiye’nin yeni, sivil ve özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacı vardır.

Türkiye’nin 2023 hedeflerini gerçekleştirmesi, dünyada itibarı ve etkisi yüksek bir ülke olabilmesi, Temel İnsan Hakları, Kadın-Erkek Eşitliği, Hukukun Üstünlüğü ve Özgürlükçü Demokrasi konularında hak ettiği seviyeye gelmesine bağlıdır.

Türkiye, 2011 seçimlerinden sonra ilk kez halkın temsilcileri tarafından yazılacak bir anayasa yapma şansı elde etmiştir. 2012 yılında, katılımcı bir süreçle yoğun çalışmalar yapılmıştır.

Ancak yılın sonuna geldiğimizde, istediğimiz sonuca ulaşamadığımızı görmekteyiz.

Uzlaşmanın önünde engel teşkil eden hassas konuların tüm siyasi parti liderlerimizin yetkinlikleriyle aşılacağına olan inancımızı koruyoruz.

Bunu gerçekleştirmek, bu meclisin en büyük imtihanı olacaktır.

Değerli Arkadaşlar,

2012 yılında Suriye’deki, artık iç savaşa dönüşen kargaşa, bütün civar ülkelerde belirsizliği ve gerilimi artırmış, kaygı verici bir hal almıştır.

Türkiye, uluslararası kuruluşların üyesi olarak her zaman çevremizde istikrar ve barış için elinden geleni yapmaktadır. 2013’ün, başta Suriye olmak üzere, tüm çevre ülkelerde, barış ve demokrasinin tesis edildiği bir yıl olmasını umuyoruz.

-SABANCI TOPLULUĞU-

Değerli Arkadaşlarım,

Geride bıraktığımız 2012 senesi, içinde bulunduğumuz tüm sektörlerde planladıklarımızı gerçekleştirdiğimiz ve karlılığımızı artırarak büyüdüğümüz bir yıl oldu.

2013 yılında en önemli kaynağımız olan siz değerli çalışma arkadaşlarımın katkılarıyla, mevcut işlerimizde daha rekabetçi ve verimlilik odaklı olarak, tüm paydaşlarımıza sürdürülebilir değer yaratmak hedefimizdir.

Bildiğiniz gibi vizyonumuz “Farklılıklar yaratarak kalıcı üstünlükler sağlamak”tır. Burada bahsedilen fark yaratmak, sadece ürün ve hizmetlerimizde fark yaratmaktan daha ileri bir konudur.

Sürdürülebilir, öncü ve yaratıcı olabilmemiz, tüm Sabancı çalışanları olarak inovasyon kültürünün yerleştiği katılımcı bir iklimi canlı tutmamıza bağlıdır.

2013’te de, değişime açık olmak, sürekli daha iyiyi aramak, çalışma kültürümüzün vazgeçilmezi olacaktır.

Sabancı Topluluğu olarak, değişime öncülük etmeye gelecek sene de devam edeceğiz.

Şirketlerimizin içinde bulunduğumuz her sektörde, liderliği hedeflemelerini ve daha hızlı büyümelerini bekliyorum. Daha hızlı büyümek için her türlü imkana sahibiz.2013 yılının daha hızlı büyümek için yeni bir başlangıç olacağına inanıyorum.

Değerli Arkadaşlarım,

Şirketlerimiz İMKB’nin toplam piyasa değerinin %12’sini oluşturuyor. Türkiye hazinesinin toplam vergi gelirlerinin %5.5’ini topluluğumuz vermektedir.

Sabancı'yı Türkiye’nin öncü gücü yapan, Sabancı’yı Sabancı yapan, ülkesini ve işini seven, çevresine ve topluma karşı sorumluluğunu bilen, geleceğe aklın ve bilimin ışığında çalışarak hazırlanan siz Sabancı çalışanlarıdır.

Hepinize ailelerinizle birlikte sağlıklı ve huzurlu yeni bir yıl dilerim.