SN. GÜLER SABANCI'NIN CITIBANK-AKBANK ORTAKLIĞI AMERİKAN TÜRK CEMİYETİ GALA YEMEĞİ KONUŞMASI

08.05.2007

Organizasyon Komitesi Başkanı Sayın Phil Gramm,
Türk-Amerikan Derneği Başkanı Sayın Murat Köprülü,
Sayın Ortaklarımız,
ve siz sayın hanımefendiler ve beyefendiler,
bu vesileyle aramızda bulunmanızdan dolayı
hepinize teşekkür ederim

Burada, Waldorf Astoria'nın Starlight Roof'unda, Sayın Charles Prince'le birlikte ATS "Kurumsal Ortaklık" ödülünü almak gerçekten büyük bir onur. Starlight Roof bana duygusal anlar anımsatıyor.

Aranızdan hatırlayanlar çıkacaktır, rahmetli amcam Sakıp Sabancı da  "Yılın İşadamı ve Hayırseveri Ödülü"nü 1999 yılında, Türkiye'deki Amerikan Yatılı Okulları Dostları Vakfı FABSİT'in o tarihteki Başkanı Sayın Ahmet Ertegün'ün elinden yine bu salonda almıştı... Kendi alanlarında üstün başarılarıyla hayranlık uyandıran, bu müstesna insanların her ikisini de saygıyla anıyorum. Oysa bilmediğiniz bir şey var ki, ta 1957 yılında balayı gezileri sırasında amcam, yengem Türkân Hanım'la işte yine bu salonda yemek yemiş ve dans etmişti...! Mika'nın ve Ahmet'in de bu çatı altında yaşanmış son derece benzer anıları olduğundan eminim.

FABSİT uzun soluklu ve başarılı Türk-Amerikan ilişkilerinin çarpıcı örneklerinden biridir. FABSİT'in desteklediği en tanınmış ortaöğretim okullarından birinin Tarsus Amerikan Koleji olması ilginçtir. Ailemin ve ticaret hayatımızın kökleri Türkiye'nin bu bölgesinde bulunduğu için, Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Erol Sabancı da dahil olmak üzere ailemin pek çok ferdi Tarsus'da öğrenim gördü.


Özellikle belirtmek isterim ki, hayırseverlik geleneğimizin kökleri ve işimizin olduğu gibi, doğal olarak, Akbank'ın da kökeni buraya dayanmaktadır. Tarsus'a pek de uzak olmayan Adana'da toprağa verilmiş olan büyükbabam Hacı Ömer Sabancı'nın mezar taşında yer alan iki kitabe bu kökleri en iyi şekilde özetlemektedir:

Birisinde şöyle yazar:
"Hilekârlık ahmaklık, gurur eşekliktir."

Diğeri ise şöyle der:
"Bu topraklardan kazandığımızı, bu toprağın insanlarıyla paylaşmalıyız."


Yaşamın her alanında karmaşıklık ve entegrasyon öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki, bir kimsenin başarılı olmak için gerekli tüm bilgi ve beceriye sahip olduğunu iddia etmek abesle iştigaldir; ...ve dahası, büyükbabamın dediği gibi "gurur eşekliktir..."

Şeffaflığın standart olduğu ve bilginin şimşek hızıyla gezindiği bir çağda, hilekârlık bir seferliğine işe yarasa da isminizi sonsuza dek karalar; ...ve dahası, büyükbabamın dediği gibi "...hilekârlık ahmaklıktır..."
 
Rekabetçi bir sistem bazılarına diğerlerinden çok daha hızlı ilerleme fırsatı verir ki bu, sistemin güçlü yanıdır... ne var ki böyle bir sistemde, geride kalanlar da olacaktır... Daha az talihli bireylerine, özellikle de eğitim yoluyla, toparlanma fırsatı vermeyen bir toplum kısa sürede mutsuz ve nihayetinde işlevini kaybetmiş bir toplum haline gelecektir... tıpkı büyükbabamın dediği gibi "...paylaşmalıyız..." 


Ortaklıklarımızla aramızdaki ticari girişimlerde olduğu gibi hayırseverlik konusunda da bizi dünya çapında bir kuruluş yapan da işte bu basit, ama köklü ilkelerdir. 

... Vizyonumuzu gerçekleştirmek yolunda doğru ortağı bulabilme kabiliyetinin yanı sıra bu ortaklıkları sürdürebilme ve besleyip büyütebilme kabiliyeti... Geçmişimiz ve gelişimimiz bu becerinin birebir kanıtıdır.

Şu da var ki "doğru ortak" derken, sadece, herhangi bir girişimin mali riskini paylaşacak bir yatırımcı bulmayı kastetmiyorum... bir "iş"e katkı getirebilecek olmak elbette önemli ve "olmazsa olmaz bir koşul"dur...

... ama asıl kastettiğim, manevi değerler: fikirlerin buluşması, varış noktamız ve bu noktaya nasıl varacağımız konusunda ortak vizyon oluşturma, değer paylaşımı, ortak bir kalite anlayışı, düşüncelerde zarafet... insanın resmi bir öğle yemeği için bir arada bulunduğu değil, bu geceki gibi yemekli bir eş-dost toplantısı için bir araya geldiği insanlardır.
Üniversite müzemiz uluslararası bir ortaklığa girmeye karar verdiğinde Louvre'u seçtik, ... seçimimizde sadece işin mali yönleri değil, kalite, değerler, vizyon, bir mirası korumanın önemi konularında ortak bir anlayışı paylaşıyor olmamız belirleyici oldu...

Aynı şekilde, Akbank için kendimize bir ortak seçerken de, finans dünyasının Louvre'unu seçmiş olmamız bir tesadüf değildi...

Karşılıklı yarar getirecek ve sürdürülebilir bir ortaklığın temellerini atma süreci kabiliyetli pek çok insanın çabasını gerektirir... benim de şükran borçlu olduğum pek çok insan var... vizyonlarından ötürü ve nerede ısrarcı ve nerede uzlaşmacı olacaklarını bilme dirayetini göstermiş olmalarından ötürü Sayın Erol Sabancı ve Sayın Charles Prince'a, kuruluşlarımız arasında doğru rolü yerine getirmiş olmalarından ötürü Senatör Phil Gramm'a ve Sayın Christos Sclavounis'e ve tabii ki Sayın Suzan Sabancı Dinçer'e, Sayın Zafer Kurtul'a ve Akbank ekibine, analitik ve stratejik becerileri büyük bir ustalıkla bir araya getirerek ortaklığı başarıyla hayata geçiren Sir Win Bischoff'a, Sayın Zion Shohet'e ve Citigroup ekibine minnettarım.

Bütün ortaklıklar gibi bizimki de ...hâlâ beslenip büyütülmeye muhtaç... ama eminim ki, görev yerlerinde Akbank'ın geleceğinin yetkin ellerde olduğunu kanıtlamış olan ekiplerimiz bunu da başarabilecek çapta ve kararlılıkta olacaktır.

... Aradan bir 10 yıl daha geçip de, artık neredeyse gelenek haline geldiği üzere, Starlight Roof'a yeniden geldiğimizde bugün hiçbirimizin hayal bile edemediği başarıları kutlayacağımızdan da hiç şüphem yok...

Böylesine güzel bir gece tertipleyen ve bizi "Kurumsal Ortaklık" ödülü ile onurlandıran siz sayın Komitenize ve ATS Üyelerine bir kez daha teşekkür ederim.